"Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimlerini benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç: ''Polis, henüz devrim ve Cumhuriyetin polisi değildir." diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek: ''Demek, adliyeyi ıslah etmek, yönetim şekline göre düzenlemek lazım.'' diyecek. Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte; bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek.

Diyecek ki: "Ben; inanç ve düşüncemin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."

İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
Başbuğ Gâzi Mustafa Kemâl ATATÜRK
Algı Yönetimi - Hangi yüzde 50?
 - ''Ülkenin yarısı AKP’ye oy verdi. 
 -  Her iki kişiden biri AKP’lidir. '' 

 gibi; algı yönetimleri kullanılarak, beyinlere işlenmiş yalanları ortaya çıkarmak; ve ayrıca, 

  - ''Bu milletten adam olmaz. 
  -  Halkın % 60’ı aptaldır.'' 

  gibi onur kırıcı ve Ulusal Birliği yok edici söylemleri ortadan kaldırmak için, bilimsel verilere dayalı bu yazımı yazmaya karar verdim. 

  Bu yalanlar; büyük oranda, yazılı ve görsel basın kullanılarak beyinlere işlenmiştir. Oysa ki, hiç bir gerçek yanı yoktur. 

  Aşağıda; son üç GENEL SAYLAV (Millet Vekili) SEÇİMLERİ’ni irdeleyeceğim. 

  
  2002 yılında yapılan GENEL SAYLAV SEÇİMLERİ:

2002'de ki seçimlere katılan partiler


  
  Resimde de görüldüğü gibi, seçime toplam 18 siyasal parti katılmıştır. Bu partilerden yalnızca 2 tanesi Genel Kurul’a (TBMM) girebilmiştir. 

  Ne kadar demokrat bir ülkeyiz, değil mi? 

 2002 seçimlerinin; toplam seçmen sayısına, kaç kişinin geçerli oy kullandığına ve kaç kişinin oyuyla; bu iki partinin, TBMM’de, 550 saylavla; bizi, temsil edemediğine bir bakalım. 


2002, 2007, 2011 yıllarındaki milletvekili seçimleri verileri


 
  2002 seçimlerinde; toplam 41.407.027 (Kırk bir milyon dört yüz yedi bin) yurttaş kayıtlıdır. Bunların, yalnızca 31.528.783 (otuz bir milyon beş yüz bin) tanesi oy kullanmaya gitmiştir. 

  Bu da demek oluyor ki; oy kullananların yüzdesel oranı, % 79 olduğuna göre, kalan % 21’lik kısım oy kullanmaya gitmemiştir. 

  Oy kullanan yurttaşlarımızın da, yalnızca 10.808.229’u (on milyon sekiz yüz bin), AKP’ye oy vermiştir. 

  Toplam kayıtlı seçmen sayımız 41.407.027 olduğuna; bunların da 10.808.229’u, AKP’ye oy verdiğine göre; AKP’nin, 2002 seçimlerinde, gerçekte aldığı oy oranı yalnızca % 26’ dır. 

  
  2007 yılında yapılan GENEL SAYLAV SEÇİMLERİ: 

  2007 seçimlerine 14 siyasal parti katılmıştır. Bunların yalnızca 3 tanesi Genel Kurul’a (TBMM) girebilmiştir. 


2007'de ki seçimlere katılan partiler


  
  Bu kez de, 2007 yılının seçimlerinin; toplam seçmen sayısına, kaç kişinin geçerli oy kullandığına ve kaç kişinin oyuyla; bu üç partinin, TBMM’de, 550 saylavla; bizi, temsil edemediğine bir bakalım. 

  2007 seçimlerinde; toplam 42.799.303 (Kırk iki milyon yedi yüz doksan dokuz bin) yurttaş kayıtlıdır. Bunların, yalnızca 36.056.293 (otuz altı milyon elli altı bin) tanesi oy kullanmaya gitmiştir. 

  Bu da demek oluyor ki; oy kullananların yüzdesel oranı % 84 olduğuna göre, kalan % 16’lık kısım oy kullanmaya gitmemiştir. 

  Oy kullanan yurttaşlarımızın da, yalnızca 16.327.291’i (on altı milyon üç yüz yirmi yedi bin), AKP’ye oy vermiştir. 

  Toplam kayıtlı seçmen sayımız 42.799.303 olduğuna; bunların da 16.327.291’i, AKP’ye oy verdiğine göre; AKP’nin, 2007 seçimlerinde, gerçekte aldığı oy oranı yalnızca % 38’ dir. 

  
  2011 yılında yapılan GENEL SAYLAV SEÇİMLERİ: 

  2011 seçimlerine 15 siyasal parti katılmıştır. Bunların yalnızca 3 tanesi Genel Kurul’a (TBMM) girebilmiştir. 


2011'de ki seçimlere katılan partiler


 
  Son olarak, 2011 yılının seçimlerinin; toplam seçmen sayısına, kaç kişinin geçerli oy kullandığına ve kaç kişinin oyuyla; bu üç partinin, TBMM’de, 550 saylavla; bizi, temsil edemediğine bir bakalım. 

  2011 seçimlerinde; toplam 52.806.322 (Elli iki milyon sekiz yüz altı bin) yurttaş kayıtlıdır. Bunların, yalnızca 43.914.948 (Kırk üç milyon dokuz yüz on dört bin) tanesi oy kullanmaya gitmiştir. 

  Bu da demek oluyor ki; oy kullananların yüzdesel oranı % 83 olduğuna göre, kalan % 17’lik kısım oy kullanmaya gitmemiştir. 

  Oy kullanan yurttaşlarımızın da, yalnızca 21.399.082’si (Yirmi bir milyon üç yüz doksan dokuz bin), AKP’ye oy vermiştir. 

  Toplam kayıtlı seçmen sayımız 52.806.322 olduğuna; bunların da 21.399.082’si, AKP’ye oy verdiğine göre; AKP’nin, 2011 seçimlerinde, gerçekte aldığı oy oranı yalnızca % 40’ dır. 

  
  Üzerinde durulması gereken konular:

 1.Uyarı: 2002 seçimlerinde; toplam 41.407.027 (Kırk bir milyon dört yüz yedi bin) yurttaş kayıtlıydı. 2007 yılına gelindiğinde, toplam kayıtlı sayısı 42.799.303’e (Kırk iki milyon yedi yüz doksan dokuz bin) ulaştı. Yalnızca, bir milyon üç yüz binlik bir artış söz konusu. Olağan bir artış olarak görünüyor. 

  2011 yılındaki seçimlerde, toplam seçmen sayısının 52.806.322’ye (Elli iki milyon sekiz yüz altı bin) çıktığı görülüyor. Tam on milyonluk bir artış söz konusu. 4 yıllık bir zaman diliminde, bu denli olağan üstü artış olanaksızdır. 

  2.Uyarı: SEÇSİS denilen yazılıma olan güvensizlik. 

  Örneğin; ABD'den korkunç sav (iddia): % 10 MEZAR OYU.

  ''Time'' dergisinden, Edvırds Hamingtın'ın bildirisine göre: 3. dünya ülkelerinde yapılan seçimler veya ulus oylamalarında, oylarla oynanmakta. 

  Seçim yapılmadan önce, o ülkedeki zorbalar veya zorbalık heveslileri, toplum arasında, 100 bin kişilik dev bir araştırma (anket) yaptırırlar. Ve o yapılan araştırmalara göre, seçim kurullarının veya oyların toplandığı merkezdeki bilgisayarlar önceden yüzde %10’a ayarlanır. Bu yüzde 10’luk şişirme ise, genelde, son 10 yılda ölmüş seçmenlerin olmayan oyları ile kapatılır. 

  Ölenlerin oy pusulaları; illere, ilçelere gönderilmez. Bu veriler doğrudan; seçim merkezlerindeki bilgisayarlara, daha önceden kayıt edilir. Yani; bu yüzde 10’luk oy, seçimler başlamadan önce hâli hazırda bekletilir ve illere, ilçelere dağıtılarak seçim kazanılmış olur. 

  Edvards Hamingtın: '' Bunun, son olarak uygulandığı ülke Türkiye olmuştur.'' 

  3.Uyarı: % 10’luk seçim barajı. 

  Avrupa’nın hiç bir ülkesinde olmayan bu kadar yüksek bir seçim barajı yüzünden; yurttaşlarımız, şu an ki seçim düzeninde; AKP, CHP ve MHP’den başka, hiç bir partinin bu barajı geçemeyeceğini bildiği için; yurttaşlarımızın çoğu, istemeye istemeye bu üç partiden birine oyunu vermek zorunda kalıyor.

Kaynak: TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) verilerinden yararlanılmıştır.

1. Kanıt: AMERİKA'DAN KORKUNÇ İDDİA: % 10 MEZAR OYU

   ''Time'' dergisinden, Edvards Hamingtın'ın haberine göre: 3. dünya ülkelerinde yapılan seçimler veya halk oylamalarında, oylarla oynanmakta.

   Seçim yapılmadan önce o ülkedeki zorbalar veya zorbalık heveslileri, halk arasında 100 Bin kişilik dev bir araştırma yaptırırlar. Ve o yapılan araştırmalara göre seçim kurullarının veya oyların toplandığı merkezdeki bilgisayarlar önceden yüzde %10’a ayarlanır.

   Bu yüzde 10’luk şişirme ise genelde, son 10 yılda ölmüş seçmenlerin hayali oyları ile kapatılır. Ölenlerin oy pusulaları illere, ilçelere gönderilmez. Bu veriler direkt olarak; seçim merkezlerindeki bilgisayarlara daha önce kayıt edilir. Yani; bu yüzde 10’luk oy, seçimler başlamadan önce hâli hazırda bekletilir ve illere, ilçelere dağıtılarak seçim kazanılmış olur.

   Edvards Hamingtın: ‘’Bunun, son olarak uygulandığı ülke Türkiye olmuştur.’’ 

   Türkiye’de yapılan son halk oylamasında yüzde 48 % olan EVET oyları, bilgisayar yazılımı ile yüzde 58'e yükseltilmiştir.
Yani; bilgisayarda değiştirilmeseydi,  HAYIR'lar yüzde 52, EVET'ler ise yüzde 48'de kalırdı.

   Yorum: Şimdi, bu eldeki verileri toplayınca ve okyanus ötesinden Fettullah Gülen’in, “Mezardakileri de kaldırın oy kullansınlar.“ iletisi daha bir netlik kazanmış oluyor.

Vaşingtın, Feridun Tokgözoğlu


2. Kanıt:





3. Kanıt: 




4. Kanıt: Seçim ve halk oylaması yazılımı olan ''Seçsis'' ve Nüfus Kayıt Sistemi olan ''Mernis'', Türkiye'nin, topla tüfekle değil, üç beş satır yazılım komutuyla işgal edilmesi işlemidir.

Mernis sistemi: Mason olan Doğramacı ve Koç Ailesi'nin; Seçsis ise: Ne kadar Havelsan denilse de, ''İnta Spaceturk'''ün katkıda bulunduğu projelerdir.

   Secsis ve Mernis projelerinin, milli yazılım sertifikası yoktur. Yani; yazılım komutları açıkta değildir. Verilere, ne işlem yapildiği belli değildir. Mernis sisteminde, Microsoft ürünü ''asp.net + smart client'' altyapısı; Seçsis te ise, ''Oracle'' altyapısı vardır.

''Oracle ve Microsoft'''un, CIA gibi istihbarat kurumları ile ilişkisi olduğu bilinmektedir.

Mernis sistemine ''xml web servis'' üzerinden; Seçsis sistemine ise, ''Uyap altyapısı'' üzerinden müdahale edilebilmektedir.

5. Kanıt: Güvenilirliği konusunda, herkesin kuşku duyduğu sistemin hilelerini, 2009 yerel seçimlerinde gördük. Oy sayımı ortasında elektrik kesilmeleri, sisteme ulaşamamalar ve sistem geri döndüğünde, bir anda çığ gibi artan oylar. Olacaklar belirlenmiş zaten, göz göre göre ayakta uyutuluyoruz.

Yayının oluşturulma tarihi: 27 Ağustos 2013 

Bugün: 27 Ağustos 2013, Kuvayı Milliyeci
    SEÇSİS sistemi, insan ürünü olduğu için, kullanıldığı ülkelerde kuşkulara neden olması gâyet doğaldır. Ayrıca her tür bilgisayar yazılımının müdahaleye açık olduğu bilinmektedir.
   Örneğin; geniş veri tabanı olan SEÇSİS sistemi üzerinde küçük komutlar yazarak;

   A PARTİSİNİN OYLARINI % 12 EKSİLTEBİLİR,
   B ve C PARTİLERİ'NİN OYLARINI % 4'ER EKSİLTEBİLİR,
   D PARTİSİNİN DE OYLARINI % 20 ARTIRABİLİRİZ.

   Bu şekilde, yazılıma müdahale etmek mümkün. Peki, yazılıma müdahale edildiğini tespit etmek mümkün mü?

   Bu durumu tespit edebilmek için, tüm seçim kurumlarından alınan sandık bilgilerinin teker teker sayılıp, toplanması ve YSK'deki verilerle karşılaştırılması gerekir. Aksi takdirde, sisteme müdahale edildiği, sadece teknik bir araştırma ile ortaya çıkabilir. Böyle bir araştırmaya da, iktidar partisi hiç bir zaman izin vermedi, bundan sonra da vermez. Çünkü, bu DÜZENBAZLIĞI yapan zâten kendisi.

   Oy sayım sonuçlarının bilgisayarlara girilmesi sırasında, YSK temsilciliklerinde; yargıçlar ve siyasi parti temsilcileri hazır bulunur. Asıl dikkat edilmesi gereken nokta burada başlamaktadır.

   Bilgisayar ve yazılım konusunda; yetkin ve uzman olmayan bu kişiler, seçim sistemine yapılan müdahaleyi ''anlamaz ve kavrayamazlar''. Toplu girilen oy sayımlarında, herhangi bir tuşa basılması durumunda, önüne geçilemeyecek hileli seçim sonuçları ortaya çıkabilir.

   TÜİK’in, 31 Aralık 2009 tarihinde duyurduğu; 72.561.312 nüfus ve 48.049.446 seçmen sayısı ile NVGİM’nin (Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdür’lüğü) verileri arasında uçurumlar vardır. 

   Şöyle ki; NVGİM’in, 2008 yılı nüfus tespiti 76.175.083 olup, oy kullanacak seçmen sayısı 53.950.192'dir. Görüldüğü üzere, devlet kurumlarının veri kayıtları birbirini tutmamaktadır. Bu durum, halkımızın aklına soru işaretleri getirmektedir.

   Örneğin; 10 dairelik bir apartmanda, 120 kişinin üzerinde insanın yaşıyor olması ve ölen kişilere de oy kullanma hakkı tanınması gibi olaylar, sisteme müdahalenin mümkün olduğunu düşündürmektedir.

   Bu kuşku ortamlarının getirdiği kafa karışıklığı, siyasi partilerin itirazları, “Seçim sistemine müdahale var mı?” sorusunu sürekli gündeme getirmektedir. Ayrıca, aşağıda sayacağımız hususlarda halkımızdaki kuşkuları kat be kat artırmaktadır.

a) YSK kararlarının, yargıya kapalı olması,

b) SEÇSİS sisteminin alt yapısını oluşturan şirket olan; SUN MİCRO SYSTEMS’in yabancı bir şirket olması,

c) Yazılım konusunda % 100 güvenli hiç bir sistemin olmaması,

d) YSK’de, bilgilere girişlerin, vatandaşın denetiminin dışında olması,

e) Belirli saatlerde, oy dilimlerinin gözle görülür biçimde artması. (Örneğin; 2009 yerel seçimlerinde, saat 22.00 ve 03.00 aralığında, İstanbul büyükşehir belediye seçimlerinde önde olan CHP’nin, bu saat aralığında oylarının birden düşmesi ve AKP’nin oylarının artması. Bu saat aralığında oyların artması ve eksilmesi olağan bir durum değildir.)

   2000 yılında, Amerika’lı bir mühendis olan ve kullandığımız seçim sisteminin
yazılımcısı Clinton Eugene Curtis, ABD başkanlık seçimlerinde, Bush’un lehine oyların artırıldığı iddiasıyla, ABD Temsilciler Meclisi Adalet Komisyonu üyeleri önünde, 13 Aralık 2004 yılında verdiği yeminli ifadesinde: “ SEÇİM SONUÇLARINI, BASİT BİR YAZILIMLA, İSTENİLEN ŞEKİLDE DEĞİŞTİRDİĞİNİ, seçim sonuçlarının, dışarıdan görülmeyecek şekilde ayarlayabilecek yazılımların varlığını, 2000 yılının, Ekim ay’ında, ABD Kongre Üyesi olan Tom Feeney’in isteğiyle prototif bir yazılım yazdığını, bundaki amacının seçim sonuçlarını ayarlamak olduğunu, hangi seçimde, kimin kazanmasını istiyorsanız, oyları %49 ve % 51 olarak ayarlayarak seçime müdahale edilebildiğini, bunu kimsenin fark etmediğini, edemeyeceğini, görmelerinin imkansız olduğunu, bunu sadece oyları bire bir sayarak, eşleştirerek ortaya çıkarılabileceğini'' söyledi.

   ABD’de, bu seçim sistemi artık kullanılmamaktadır. Almanya, 2009 yılında bu sistemi, güvenli olmadığını anlayarak son vermiştir. Son olarak Yunanistan, kuşkulu gördüğü bu yazılımı kullanmaktan vazgeçmiştir.

   ''Dünyanın en güvensiz seçim sistemini kullanmak zorunda değiliz.''

   Seçim yöntemlerini; siyasi partilerin oluşturacağı, Adâlet Bakanlığı'na bağlı olmayan, yürütme erkinin emri altında olmayan bağımsız kurumlar aracılığı ile yapmalıyız.

Yayının oluşturulma tarihi: 27 Ağustos 2013 

Bugün: 27 Ağustos 2013, Kuvayı Milliyeci