1 Ağustos 1948 tarihli, Yunan ''Halkın Sesi'' gazetesinde, Bulgar Yahudileri'nden 33. dereceli Farmason AVRAM BENAROYAS'ın, Atatürk’ün ölümü ile ilgili açıklaması ise şöyle:
“MEFKÛREMİZİ İMHA EDİCİ DARBE VURANLARIN ÂKIBETİ, FECİ ŞARTLAR ALTINDA ÖLÜMDÜR. TÜRKİYE’NİN MAĞRUR SARI DİKTATÖRÜ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, 10 EKİM 1935 TARİHİNDE ANKARA’DA ÇANKAYA KÖŞKÜNDE DOKTOR MİM KEMAL ÖKE’YE HİTABEN, ‘MASON CEMİYETİNİN FAALİYETİNİ İNKILÂPLARIMA MUARIZ GÖRDÜĞÜM İÇİN KAPATILMASINI ELZEM GÖRDÜM. BU DAKİKADAN İTİBAREN BU CEMİYETİ ÖLMÜŞ BİLİNİZ VE DİRİLTMEYE TEŞEBBÜS ETMEYİNİZ’ DEMİŞTİ. MUHTELİF MEMLEKETLERDE, SİSTEMLİ VE METOTLU BİR TARZDA ÇALIŞAN, BİZE HER SURETLE HİZMET EDEN 5’İNCİ KOLUMUZ MASONLARDIR. TÜRKİYE’DEKİ MASONLAR, ATATÜRK’E KARŞI GAYET MÜŞFİK VE DOSTANE VAZİYET ALDIKLARI HÂLDE, MAĞRUR DİKTATÖR YERSİZ VEHİME KAPILARAK YUKARIDA ZİKREDİLEN TARİHTE MASON CEMİYETİNİ LAĞVETTİ. O ZANNETTİ Kİ; BÜTÜN MUHALİF VE MUARIZLARINI TASFİYE VE BERTARAF ETTİĞİ GİBİ MASONLARI DA TASFİYEYE TABİ TUTMAYA MUVAFFAK OLACAKTIR. FAKAT ASLA!”
KREMLİN KARAR ALIYOR:
Kitapta, Avram Benaroyas’ın dehşet verici açıklamaları ise şöyle devam ediyor:
“TÜRKİYE’DEKİ MASON DERNEĞİNİN ATATÜRK TARAFINDAN KAPATILARAK FAALİYETLERİNİN DURDURULDUĞUNU, MOSKOVA’DA TARİHÎ BİR YERDE YOLDAŞLAR ARASINDA YAPILAN BİR TOPLANTIDA İŞİTTİĞİM ZAMAN, BEYNİMDEN OKLA VURULMUŞ GİBİ SERSEMLEDİM. HEYECANDAN ŞAŞIRMIŞ BİR HÂLDE ORADAKİLERE ŞAŞKINLIK İÇİNDE, BU NASIL OLUR? NEDEN KAPATILIRMIŞ! BUNA İMKÂN YOKTUR! KAPATILDIĞI DA BİR GERÇEK HA! BU BÖYLE OLDUĞUNA GÖRE, O SARI LİDER ORTADAN SURET-İ KATİYETLE KALDIRILACAKTIR DİYE HAYKIRIYORDUM. ATATÜRK’ÜN MASON CEMİYETİNİ KAPATMASI BİZİ PEK DERİN BİR DÜŞÜNCEYE SEVK ETMİŞTİ. İLK ANLARDA KEMAL ATATÜRK’Ü SİLÂHLA ORTADAN KALDIRMAYI DÜŞÜNDÜK. ÇÜNKÜ, O, FELSEFEMİZİN TÜRKİYE’DE YERLEŞME İMKÂNLARINI ORTADAN KALDIRMIŞTI. KENDİSİNİN DE ORTADAN KALDIRILMASI SON DERECE ELZEMDİ. NİHAYET BİR GÜN KREMLİN KAT’İ KARARINI VERDİ. ONUN ÖLÜMÜ ESRARENGİZ OLACAK VE KENDİNE GÖRE ESRAR ARZ EDECEKTİ.”
“ATATÜRK, HAYATINI BİZE TESLİM ETTİ!”
Avram Benaroyas’ın açıklamalarında mason derneği kapatıldıktan sonra, mason biraderlerin, dernek sanki hiç kapatılmamış ve Atatürk’le aralarında hiçbir çekişme yokmuş gibi davrandıklarını belirttiği açıklamasında:
“İMKÂN BULDUKÇA, ONUN HER HAREKETİNİ ALKIŞLADILAR VE ZAMANLA ONUN ETRAFINDA BİR ÇEMBER VÜCUDA GETİRDİLER Kİ, SARI LİDER KENDİLİĞİNDEN BU ÇEMBERİN İÇİNE GİRİP BİZE HAYATINI TESLİM ETTİ. DOKTORLARIMIZ ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜNÜN ANİ OLUŞUNU TEHLİKELİ GÖRDÜKLERİNDEN, 1937 YILI ORTALARINDA İSMİNİ AÇIKLAYAMAYACAĞIM BİR DOKTOR, BAZI ŞÖHRETLERE DAYANARAK ATATÜRK’E İLK DARBEYİ SİNİR ORGANLARINI ZAAFA DÜŞÜRMEK SURETİYLE İNDİRDİ. BÖYLELİKLE GÖSTERDİĞİ TEDAVİ USULÜ, ATATÜRK’ÜN SİNİR ORGANLARINI FELCE UĞRATTI. ATATÜRK’TE ZAMAN ZAMAN BURUN KANAMALARI, BAŞ DÖNMELERİ, İSTİFRALAR, KARŞISINDAKİ ARKADAŞI TANIYAMAZLIKLAR KENDİNİ GÖSTERMEYE BAŞLADI. ONUN PEK ELİM BİR VAZİYETTE OLDUĞUNU, BEŞİNCİ KOLLARIMIZIN AJANLARI, GİZLİDEN GİZLİYE YAYMAĞA VE HASTALIĞIN ÖLDÜRÜCÜ OLDUĞUNU EFKÂRI UMUMİYEYE DUYURARAK MİLLÎ HİSLERDE ZAAF HÂSIL ETMEYE ÇALIŞTILAR. ATATÜRK’ÜN HASTALIĞI EFKÂRI UMUMİYEDE ŞÜYÛ BULUNCA VAZİFEMİZİN BİRİNCİ FASLI MUVAFFAK OLDU”
NALÇACI, KREMLİN’DE:
Kitapta bundan sonraki aşamalara ise yine Yunan Halk cephesi gazetesinden alınan Farmason Apostolos Grazos’un açıklamalarında yer verilmiş. Apostopolos’un açıklamalarında:
“FİLİSTİN SİYON KOLONİLERİNİ MEYDANA GETİRMEK İÇİN, OSMANLI İMPARATORLUĞU’NU PARÇALADIK. BUNDAN SONRA YAPILMASI ELZEM OLAN, İKİNCİ, ÜÇÜNCÜ VE DÖRDÜNCÜ VAZİFELER GELİYOR VE BUNLARI SERİ OLARAK TATBİK ETMEK İSTENİYORDU Kİ ; DOKTOR ABRAVAYA VE FİSSENGER CİDDEN BU İŞTE FEDAKARÂNE ÇALIŞTILAR. BAZI AVRUPALI TIP DAHİLERİ, SİROZ MÜTEHASSISLARI, SARI LİDERİN HASTALIĞI İLE MEŞGUL OLMAK İSTEDİKLERİNİ BİLDİRMİŞLERSE DE; TÜRKİYE’DEKİ MUKADDES ÜÇGENİMİZİN MEYDANA GETİRDİĞİ MUHKEM MEVKİ VE SELÂHİYETLERİNİ CEMİYETİMİZE MUHALİF OLANLARA SARI LİDERİN TEDAVİSİNDE VAZİFE VERMEMEKLE BİZE PEK ÂLÂ İSPAT ETTİLER. SARI LİDERİN ÖLÜMÜ BİR GÜN MESELESİ HÂLİNE GELMİŞTİ. ONUN ÖLÜMÜNDEN HER SURETLE İSTİFADE ETMELİYDİK. TÜRKİYE’NİN İKİNCİ MASON LİDERİ KİMYAGER MUSTAFA HAKKI NALÇACI, BUNUN ÜZERİNE KREMLİN’E DAVET EDİLDİ. ÜSTAD MOSKOVA’YA VARDIĞINDA YÜZÜ SARARMIŞ VE KORKAK, ÜRKEK BİR HÂLE BÜRÜNMÜŞTÜ. SOVYET HARİCİYE KOMİSERLİĞİ, NALÇACI BİRADERİMİZE SAMİMİ ALÂKA GÖSTEREREK KENDİSİNİ HOŞNUT ETMEK İÇİN BÜTÜN İMKÂNLARINI SEFERBER ETMİŞTİ” deniliyor.
GENELKURMAY ÖĞRENİRSE
Masonlar'ın, Türkiye’nin ikinci mason öncüsü Mustafa Hakkı Nalçacı’yı, Kremlin’e davet etmesinin ardından, Apostolos Grazos’un açıklamaları kitapta şu şekilde devam ediyor:
“MOSKOVA’YA ULAŞMASININ HEMEN AKABİNDE, BÜYÜK VE ŞAHANE BİR YERDE İLK TOPLANTI YAPILDI. BEN, LAURENTİ BERİA İLE YAN ODADA SES ALMA CİHAZIYLA İÇERİDE CEREYAN EDEN MUHAVERE VE MÜZAKEREYİ TAKİP EDİYORUM. NALÇACI, TÜRKİYE’NİN SİYASÎ VE ASKERÎ İCRAATINA VE KUVVETİNE DAİR ETRAFLI MALÛMAT TAŞIYAN, BİR DOSYAYI TEVDİ ETTİ. BİRKAÇ GÜN SONRA ANLADIM Kİ, NALÇACI’NIN TEVDİ ETTİĞİ BU DOSYADAN KREMLİN ÇOK MEMNUN KALMIŞTI. NALÇACI, ATATÜRK’ÜN MASON DOKTORLAR TARAFINDAN YANLIŞ TEŞHİS VE TEDAVİ NETİCESİNDE ÖLDÜRÜLDÜĞÜ, TÜRKİYE GENEL KURMAYI TARAFINDAN ÖĞRENİLİRSE, GAYET MÜŞKÜL VAZİYETE DÜŞECEKLERİNİ VE EĞER BU ÂKIBETE MARUZ KALIRLARSA, KREMLİN’İN ÇANKAYA NEZDİNDE SİYASÎ BİR TAZYİK YAPARAK SERBEST BIRAKILMALARININ TEMİNİ HUSUSUNDA ISRAR EDİYORDU. YOLDAŞLAR, HER VESİLE İLE TÜRKİYE’DEKİ MUKADDES ÜÇGENİMİZİ MÜDAFAA ETMENİN KENDİ MENFAATİMİZ İCABI OLDUĞUNU İZAH ETTİKLERİNDE, NALÇACI BUNDAN MEMNUN OLDUĞUNU ANLATMAYA ÇALIŞIYORDU. NALÇACI’NIN ATATÜRK’ÜN ÖLÜMÜNÜ MÜTEAKİP, NAZIM HİKMET’İN RİYASETİ ALTINDA BİR HÜKÛMETİN TEŞEKKÜLÜ, GAYRİ İHTİYARÎ BAZI DEDİKODULARIN VE TEREDDÜTLÜ DÜŞÜNCELERİN ÇIKMASINA YOL AÇACAĞI, ÖLÜMÜ TABİÎ SEBEPLERDEN OLMAYIP, KASIT OLDUĞU ÖĞRENİLİRSE MÜRTECİ MAREŞAL ÇAKMAK’IN TABANCASINA HEDEF OLUNACAĞI İTİRAZIYLA KARŞILAŞTI, DENİLMEKTEYDİ.”
“Agoni” kitabındaki belgelerin ve iddiaların ciddî boyutlar taşıdığı açıktır. Bu konuda, Türkiye’deki mason derneklerinin sessiz kalması düşünülemez. İddialara karşı mason derneklerinin yapması beklenen açıklama, konunun gereği gibi aydınlanmasına yardımcı olacaktır."
GÜNÜMÜZDE DURUM NEDİR?
Devletin bir çok kurumuna sızmış olan masonlar ülkemizi sömürmeye, altını oymaya devam ediyor. Bizlerse; gözleri bağlı, körebe oynar gibi sorunları çözmekle boğuşuyoruz. Ama, çıban hala mikrop yaymaya devam ediyor. Üstelik iktisâdi yönden çok daha güçlü olarak!
WebmasterSitesi-Aklın ve Bilimin Işığında
Yayının oluşturulma tarihi: 14 Kasım 2012
Bugün: 13 Eylül 2013, Kuvayı Milliyeci
Mason locaları ile iç içe çalışan İttihat Terakki Cemiyeti’nin, Osmanlı İmparatorluğu’nu nasıl uçurumun eşiğine sürüklediğini bilen Atatürk, mason localarını kapatmak istiyordu. Kapatma görevini ise dönemin Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya verdi. Şükrü Kaya, Atatürk’e uzun süre direnmeye çalıştıysa da başarılı olamadı.
Anadolu Ajansı; 10 Ekim 1935 tarihinde gazetelerin merkezlerine şu önemli haberi geçiyordu:
“TÜRKİYE MASON CEMİYETİ, MEMLEKETİMİZİN SOSYAL TEKAMÜLÜ VE GÜNDEN GÜNE ARTAN MUAZZAM TERAKKİLERİNİ NAZARI İTİBARE ALARAK FAALİYETLERİNE NİHAYET VERMEYİ VE BÜTÜN MALLARINI MEMLEKETİN SOSYAL VE KÜLTÜREL KALKINMASINA ÇALIŞAN HALK EVLERİNE TEBERRÜÜ MUVAFFAK GÖRÜLMÜŞTÜR.”
Bu habere kimse bir anlam verememişti. Çünkü, Türkiye masonluğu tarihinin en rahat dönemini yaşıyordu. TBMM Başkanı, İçişleri Bakanı, Dışişleri Bakanı, Ankara Valisi, İstanbul Valisi üst düzey aktif masondu. Devlet yönetiminin köşe başları masonlar tarafından tutulmuştu.
Türkiye Masonluğu ne olmuştu da 27 yıl aradan sonra kendini yok etme kararı almıştı. 4 gün sonra gerçek ortaya çıkmıştı. Masonlar kendilerini feshetmemiş, Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından mason locaları kapatılmıştı. 14 Ekim 1935 Tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nin “TÜRKİYE’DE, MASON LOCALARI BİR EMİRLE KAPATILDI” başlıklı haberinde olayın perde arkası şu şekilde aktarılıyordu:
“İÇİŞLERİ BAKANLIĞI’NDAN VERİLEN BİR EMİR ÜZERİNE TÜRKİYE MASON LOCALARININ FAALİYETLERİNE NİHAYET VERİLMİŞTİR. YÜKSEK MAKAMIN EMRİ İLE TÜRKİYE MASONLUĞUNUN İSTANBUL, ANKARA, İZMİR, EDİRNE, MUĞLA, GAZİANTEP VE ADANA’DA BULUNAN MÜTEADDİD LOCALARI KAPANMIŞ, BUNLARIN EMLAKİ HÜKÜMETE İNTİKAL ETMİŞTİR.”
Cumhuriyet Gazetesi’nin haberinde sözü edilen yüksek makam dönemin Cumhurbaşkanı MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ten başkası değildi. İşin ilginç yanı ise ATATÜRK’ün Mason localarını kapatma emrini, Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya vermiş olmasıydı. Mason İçişleri Bakanı Şükrü Kaya, Atatürk’ü bu tarihi kararından vazgeçirmeye çalışsa da başarılı olamamıştı.
Şükrü Kaya, Türkiye Yüksek Şurası adına Doktor İsmail Hurşit, Türkiye Büyük Locası Büyük Üstadı Muhittin Osman Omay ve bir gUrup masonu İçişleri Bakanlığı’na çağırır ve Atatürk’ün kesin kararını bildirir: “Mason Locaları kapatılıp çalışmalarına son verecekler ve malvarlıklarını halk evlerine aktaracaklardır.''
ATATÜRK, yakın arkadaşlarıyla istişare ettiği mason localarının kapatılmasıyla ilgili düşüncelerini ilk olarak 1935 yılında gündeme getirdi. İttihat Terakki Cemaati içerisindeki masonların Türkiye’ye verdikleri zarar herkes tarafından bilinmekteydi. İttihat Terakki’yi yakından tanıyan Atatürk, Cumhuriyet’in kuruluşundan beri locaları kapatmayı düşünüyordu. Dönemin Van Milletvekili İbrahim Arvas, hatıralarında Atatürk’ün masonlara yaklaşımını şu şekilde ifade ediyor:
“MUSTAFA KEMAL’İN SEVMEDİĞİ İKİ ZÜMRE VARDI. BİRİNCİSİ DÖNMELER, İKİNCİ İSE MASONLAR.”
Bir gün eski Adliye Vekili Mahmud Esat Bozkurt’u çağırdı. Kendisine masonların taksimat, teşkilat, ahvalini bildirir bir kitap verdi.
“BUNU, GÜZELCE MUTALAA ET, BİR TAKRİRLE HALK PARTİSİ GURUP BAŞKANLIĞINA VER, GURUPTA, BUNLARA ŞİDDETLİ HÜCUM YAP VE GURUPÇA KAPANMASINA DALALET ET. SENİN DE, BU İŞTE BÜYÜK ŞEREF PAYIN OLACAKTIR.” dedi.
Gurup danışmanı Mahmut Esat Bozkurt, riyaset makamına bir takrir verdi ve takririnin okunmasını reisten rica etti. Hülasası şöyleydi:
“MASONLUK; KÖKÜ DIŞARIDA BİR YAHUDİ TARİKATINDAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR, MEMLEKETİMİZDE BUNUN NE İŞİ VARDIR? BUNU DA GURUP KARARIYLA KAPATALIM…” Ertesi hafta, Recep Peker geldi ve kürsüye çıkarak şu müjdeyi verdi:
“ARKADAŞLAR; YARINDAN İTİBAREN, TÜRKİYE’DE MASONLUK KALMAMIŞTIR VE BÜTÜN LOCALAR KAPANMIŞTIR…”
Salonda bir kıyamet koptu, alkışlar, bağırmalar “Kahrolsun Yahudi uşakları” sesleri tavanları çınlatıyordu. Şükrü Kaya ve arkadaşları sırra kadem basmışlardı. Gurup dağıldıktan sonra, Dr. Mim Kemal’i öne katarak meclisteki masonlar toplu olarak Reis-i Cumhur’a gitmişlerdi. Mim Kemal Reis-i Cumhur’a hitaben:
“EFENDİMİZ BİZ ZATEN MAİYET-İ DEVLETİNDEYİZ, FAKAT SİZ MEŞRİK-İ AZAM’IMIZ OLURSANIZ, BİR PERVANE GİBİ ETRAFINIZDA DÖNÜP DOLAŞIRIZ” demiş.
Reis-i Cumhur:
“PEKİ BİR ŞEY SORACAĞIM, BANA CEVAP VERİNİZ DE SONRA… SİZ, AVRUPA’DA HANGİ LOCAYA BAĞLISINIZ VE MEKTUBUNUZUN İSMİ NEDİR?”
“BİZ CENOVAYA TABİİZ VE REİSİMİZ BARCA MİŞON CENAPLARIDIR.” demiş.
Bunun üzerine küplere binen Mustafa Kemal Paşa onlara hitaben:
“HAYDİ DEFOLUN BURADAN, CEHENNEM OLUN GİDİN. YAHUDİ UŞAKLARI!
BENİM MİLLETİM, BANA KAHRAMAN SIFATI VERDİ. BEN, SİZİN GİBİ BİR ÇİFT YAHUDİYE UŞAK MI OLACAĞIM? BU GECE SABAHA KADAR TÜRKİYE’DEKİ BÜTÜN LOCALARI KAPATMADIĞINIZ TAKTİRDE, YARIN TEŞKİL EDECEĞİM, DİVAN’I HARB-İ ÖRFİ’YE HEPİNİZİ VERİR VE ASTIRIRIM. HAYDİ DEFOLUN KARŞIMDAN.” diyerek onları kovdu, onlar da yıldırım telgraf ve telefonlarla vaziyeti İzmir, İstanbul ve Adana’ya bildiriler ve sabah olmadan hepsini kapanma kararlarını getirip, henüz sofrasından kalkmayan Reis-i Cumhur’a verdiler ve derin bir nefes aldılar. Reis-i Cumhur Mustafa Kemal bu suretle bütün mason localarını kapattı.” (İbrahim Arvas, tarihi hakikatler, s.71-72)
YIL 1948; İSMET PAŞA İLE, LOCALAR TEKRAR AÇILIYOR !
İSMET İNÖNÜ’NÜN ALDIĞI ANİ BİR KARARLA, 5 ŞUBAT 1948 YILINDA TÜRKİYE MASON DERNEĞİ’NİN KURULMASI İLE ATATÜRK’ÜN EMRİ İLE KAPATILAN MASON LOCALARI, İNÖNÜ’NÜN EMRİ VE CELAL BAYAR’IN DESTEĞİ İLE TEKRAR FAALİYETE GİRMİŞTİR. MASONLAR AÇTIKLARI DAVALARDA, HALKEVLERİNE DEVREDİLEN TÜM MAL VARLIKLARINI TEKRAR ELE GEÇİRDİLER.
5 Şubat 1948 tarihinde “Türkiye Mason Derneği” ismi ile İstanbul Valiliği’ne yapılan başvuru kabul edildi ve masonlar, bu tarihten sonra resmen faaliyete başladılar. Locaların 13 yıl aradan sonra açılması, uyku döneminde olan masonlar tarafından sevinçle karşılandı. Bu sevinçlerini kendi kontrollerindeki gazetelere tam sayfa ilanlar vererek duyurdular. Atatürk tarafından kapatılan mason localarının tekrar açılışını İbrahim Arvas anılarında şöyle anlatıyor:
“İSMET PAŞA’NIN, REİS-İ CUMHURLUĞU SIRASINDA, KANUN-U MAHSUS İLE LOCALAR KAPANMADI DİYE MASONLARIN MÜRACAATI ÜZERİNE TEKRAR LOCALAR AÇILIP FAALİYETE BAŞLADILAR. VE 1952′DE İSE ATATÜRKÇÜ GEÇİNEN VE ONUNLA İFTİHAR EDEN CELAL BAYAR DA, AHMET GÜRKAN’IN TEKLİF ETTİĞİ MASON LOCALARINI KANUNLA PEKİŞTİRDİ. TABİİ BU AMELİYEYİ MECLİS YAPTI FAKAT BU MÜZAKERELERİN DEVAM ETTİĞİ ÜÇ CELSE ZARFINDA CELAL BAYAR REİS-İ CUMHUR LOCASINA GELEREK KONUNUN MÜZAKERELERİNİ SONUNA KADAR TAKİP ETMİŞTİR.”
TC Alev Özen
Yayının oluşturulma tarihi: 23 Temmuz 2013
Bugün: 8 Eylül 2013, Kuvayı Milliyeci
Bugün: 8 Eylül 2013, Kuvayı Milliyeci


